K%C3%BCp%20gibi%20k%C3%BCp_edited.jpg

Zeytinyağının mucizesini anlamak için önce ağaçtan topladığımız meyveyi sıkarak elde edebildiğimiz saf bir meyve suyu olduğunu hatırlamamız lazım.

Zeytinyağında şifalı madde deyince akla ilk gelen grup “polifenoller” dir. Bunlar aslında bitkilerin kendilerini oksidasyondan, böceklerden, kuşlardan korumak için savunma mekanizması olarak ürettikleri bir takım acı maddelerdir. Kaliteli ve taze zeytinyağında (karabiber acısına benzer) bu acılığı fark edebilirsiniz. Polifenoller sadece taze ve iyi korunmuş zeytin yağında bulunur.

Zeytinyağında bulunan diğer önemli şifalı madde ise “oleokantal” dır. Kültürümüzde yer alan zeytinyağını yaraya sürmek, mideye iyi gelir diye içmek gibi geleneklerimizin temelinde oleokantal maddesinin  ağrı kesici, ateş düşürücü, enflamasyonu azaltıcı özellikleri yatmaktadır.

“Bize düşen zeytin yağını en saf haliyle koruyarak, eşsiz mucizesini ulaşılabilir kılmaktır.”

Neden Zeytinyağı sorusunun cevabı işte bu mucizelerde gizlidir.

  • Zeytinyağı saf bir meyve suyu olduğu için oldukça aromatik, hoş kokulu ve lezzetlidir.

  • Sağlıklı bir yaşamı ve lezzetli bir beslenme düzenini destekler.

  • Kolesterol dengeleyici etkisiyle kalp ve damar dostudur.

  • Barındırdığı oleik asitle adeta gençlik iksiridir. Oleik asit ayrıca temel yağ asidi olarak da bilinir.

  • Mükemmel bir antioksidan kaynağı olduğu için serbest radikallere yaşam şansı vermez. Bu da hücre yenilenmesi için çok önemlidir.

  • İltihap önleyici özelliğe sahip olup ayrıca bağışıklık sistemini de güçlendirir.

  • Sindirim sistemini düzenler, mide ve bağırsakları rahatlatır. Reflü, kolit gibi hastalıkların oluşmasını engellemeye yardımcı olur.

  • Cildi güçlendiren E vitamininden yana oldukça zengindir. Ayrıca A, D ve K vitaminlerini de bolca barındırır.